M.ARSLAN
  HAYATA ANLAM VEREN OKUMAK ...
 

HAYATA ANLAM VEREN OKUMAK...

 Okumanın bilgi ve kültür birikimi kazanmadaki rolü azımsanmayacak derecede önemlidir, büyüktür.

Okuma eylemi sözcükleri tanıma, ayırma, algılama, anlama ve kavramadan meydana gelir.

Düzgün konuşma ve yazama okumakla gelişir. Birikim kazanabilmek için okumayı gözlem ve düşünmeyle birleştirmek gerekir. Çünkü açlık yemekle, bilgisizlik okumayla giderilir.

Dünyanın hızla değişmekte ve insan toplu bu değişikliğe ayak uydurmak için büyük çaba harcamaktadır.

Dünya da ve çevremizde neler olup bittiğini anlaya bilmek için ve öğrene bilmek için okumak zorundayız. Okumak yoluyla yüz yılların bilgi ve birikimine bir kere sanatta ulaşabiliriz.

Kültürlü bir insan ve toplum ola bilmenin de yolu budur. Bu nedenle okum zevkli bir hale gelmiştir.

Okumak hava su, ekmek gibi olgun bir gereksinimdir. Kitaplardan herkes bir şeyler alır. Bunlar bilgi estetik hız, boş vaktin değerlendirilmesini, kültürü artırmak ve benzeri olabilir. Hangi amaçla okursak okuyalım sanata mutlaka karlı çıkarız.

Hepimiz toplumun içinde yaşıyoruz. Çevremizde ancak insanlar var. Hatta bazen koca bir şehrin ortasında binlerce insanla karşılaşıp gidiyoruz. Ne var ki bu kadar halar bulanık olsa da çevremizin biz genelde kendi iç dünyamızda yapmalıyız. Bu yolların bazen içinden çıkmaz hal alır. İşte bu demlerde en sadık en sıcak dostumuz kitabımız olur. Sıkıntılarımı unutmak, yaşamınca renk tutmak, daracık dünyamızda tat almadığımız zevkleri tatmak için kitabın dünyamızdan daha güzel dünyamı vardır.

Okumak bizi anlattığın kadarda yüksektir. Kısacık hayatıma sığmayacak nice tecrübeleri okumak yoluyla kazana biliriz. Onlarla zenginleşir, onlarla eksiklerimizi tamamlarız.

İlk insandan bu yana beyinlerde parlayan bütün kurumlar şu ya da bu şekilde yarıya geçildi. Her kitapta başka bir dünya pislenmiş durumda. Okumayı alışkanlık yapan insanlarda zengin bir dünya görüşü doğar. Çünkü her kitapta bambaşka bir dünya ile temas kurar. Yanıldığına son verir. Bence Rabinson KURÜSO'nun en büyük acısı, adada kitabın kalmasıydı "

Geçekten de insanoğlu, duygu ve düşüncelerini yaptıklarını yapmak istediklerini değişik biçimlerle özellikle yazarak ve okuyarak değerlendirmeseydi bu günkü uygarlık düzeyine ulaşabilir miydi?

Okumadan çağımızın bilgi ve kültür birikiminden ne kadar haberdar olabiliriz. Bu gün teknolojik gelişmelere sayesinde pek çok bilgi ve belgeye ulaşamamamız mümkün olduğu halde bu teknoloji daha okumanın yerini tutamaz. Çünkü okumak yalnız bilgi ve kültür birikimini kazandırmakla kalmaz kendini tanımanın duygularını, zenginleştirmemizi, düşünce ve dünyamızı genişletmemizi de sağlar.

Daha da önemlisi okumak, bilgi ve kültürümüzü toplum yararına nasıl kullanılacağını da bize öğretir.

Sürekli ve bilgili okuma uygulandığı önemlidir. İnsanlar arası iletişimi sağlayan ana dil dir. Bu vasıtayla en iyi kullanılan kişiler yazarlardı.

İyi bir yazarın kitabı okumak, söz değerinin zenginleştirir. Söz değeri zayıf olan insan okumadığını anlayamaz. Sık sık geri dönüşler yapmak zorunda kalır. İyi bir okuyan güzel ve etkili konuşur. Söz dağarcığı buna müsaittir. Okumaların paylaşmak, tartışmak, olgunluğuna sahip olmuş olur böylece.

Okuyan kişi zamanla sözcüleri kullanılması, doğru ve etkili düşünebilmeyi, imlayı, noktalamayı hakkıyla öğrenir. Bir müddet sonra okuyan okumaktan sıyrılır. Ve aynı zamanda olur.

Gelişmiş kavram bir zihne sahip olan insan karşılaştığı sorunları aşmasını bilir. Okumadan dolayı zihni faaliyetleri son derecede gelişmiştir. Spor nasıl hedefleri işlek hale getiriliyorsa okumakta aklı o hale getirir.

Her insan yaşam içerisinde bir rolü üstlenmiştir. Farklı farklı merak grupları vardır. Dünyada okumak, bilgi ve beceri kazandıracağından bir alanda gerekli bütün bilgileri öğrenmek mümkündür birikimleri değerlendirilmesi ancak bu yolla mümkündür.

Bazı insanlar kitaplar da duygu düşünce ve hayalleri arar; bazıları da gerçeklere dayanan, dünya ve toplum hakkındaki görüşleri serüvenleri, tarihi olayları, buluşları bilim dalındaki yenilikleri anlatan kitapları sever. Seçkin insanların okuyup anlar gibi olmak isteyenlerde var.

Hangi amaçla olursa olsun okumak insanı olgunlaştırır. Ona saygınlık kazandırır. Önemli olan ilgi yetenek ve çevresinde geleceğe dönük kitapları okumalıdır. Okumak, azim ve irade gerektiren üstün bir alışanlıktır. Fedakârlık gerektirir. Boş zaman işi değildir. Özel bir zaman gerektirir.

Okuma alışkanlığının, yeteneğimiz yoksa bunun pek çok sebepleri vardır. Tembellik, hazıra konmuşluk zevklerimize düşkünlük, önceliklerimizi tespit edememek, arkadaş ve çevre faktörleri bunlardan başkalarıdır.

Hızla küçülen dünyada kitle iletişim vasıtalarının insan hayatına işkal edecek derece itibar görmesi; bilinçsiz, TV, Bilgisayar, Radyo düşkünlüğü ayrıca küçümsenmeyecek etkenlerdir. Birde buna; seçmeksizin okuma eklemince (düzensiz, amaçsız) iş iyice çığırından çıkmış olur.

Genel anlamda üç çeşit okuma vardır. Bunlar: Bu tür okuyan kötü okuma da denir. Böyle okuyan insanlar ne istediğini bilmeyenlerdir. Dolayısıyla eseri alırlar. Ama değerlendiremez, yorumlayamaz, eleştiremezler. Süreklilik de mümkün değildir. Bu okumada

a- Seçmeksizin okuma:

Okumak zevkli, yararlı etkinliklerimizi giderici olgunlaştırıcı belli bir düzeye çıkmamıza yardımcı olmalıdır.

Bu gün pek çok arkadaşımızın okumamasının temelinde bence bu eksiklik ardır. Çünkü okumayı bilmiyoruz. 

b- Zevkini geliştirmek ya da tatmin olmak için okuma: Kişinin kendini tanıması, geliştirmesi bu yolda mümkündür. Okumanın olduğu duygu, düşünceleri kendi duygu ve düşünceleriyle karşılaştırır. Becerilikler kararlı mutlu olur. Farklılıklarda ise çıkarımlar yapar ve kavramış değişikline gider. Düşünce ufku gelişir. İnsanlar ve dünyayla daha iyi anlaşır kendisiyle ve toplumla barışık olur. 

c- Araştırma amacıyla okuma: Gerekli bilgilere ulaşmanın yolu budur. Ön planda zevk yaratır. Bilgi ve becerilere ulaşmak ilk hedeftir. Gerekli kurumlar alınır, özetler kullanılır, böylece de kalıcılık sağlanmış olur.

Okumayı öğrenmek en güç sanattır (Goethe) Okumak kötüden iyiye hatalıdan doğruya, çirkinden güzele biçimsizden biçimliye, boştan doluya geçiştir. Mutluluk kaynağıdır.

Düşünen ve olaylar karşısında akıl yürüten insan: İyiyi, doğruyu güzeli tespit kudretini kendi içinde buluna bilen en seçkin varlık tır.

Okumak ve bir şeyler öğrenmek, insanın ufkunu genişletip ileri daima ileri hamleler yapmasını sağlar bu açıdan bakıldığında okumak sanattır.

Okumak zengin içeriği sayesinde insanı basit, günlük endişelerden, dedikodulardan uzaklaştırmış olur.

Okumak, insan ruhunun kendine çekerek hür ufuklarından dinlendirir.

Gözbebeğimiz olan gençlik, bunalım ve keşmekeşlik içinde kaybolup gidiyor. Fazla dayanmayan kumaş hükmün de olan gençlik günlerimiz harap olup gidiyor

İnsanın kendisini tanıyıp bilmesini ve bundan hareketli birçok şeyi öğrenmesini yolu okumaktır. Büyük mutasavvıf Yunus EMRE, bu gerçeği " ilim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmez ise, bu nice okumaktır " diye ifade eder

Kitabın yaşamak kör, sağar, dilsiz yaşamaktır. Sence okumak, geçimiyle gelecek arasında köprü vazifesi görür geçmişe ait hataları en aza indirmek için bu en güzel yoldur. Milletler geleceklerini temin almak durumundadır.

Bir milletin yükselip ulaşması o millet içindeki genç nesillere alacakları ruh ve şuura, gelecekleri eğitime ve öğretime bağlıdır.

İyi yetişmiş genç nesle sahip milletler muasır medeniyet seviyesine yükselir. Gençlerini ihmal etmiş milletlerin ilerlemesine imkân yoktur.

Yurt savunmasında yalım silahla, süngüyle olmaz. Asıl yurt savunması eğitimle okumakla olur. Okumayan toplumlar beyinlerine iş vermekten acizdirler. Bütün idari bedenlerine verdikleri için bir gün her şeylerini kaybedip yanlışa geçerler oysa yudum savunmanın en ucuz yolu eğitimdir.

Bir milletin gelişip ilerlemesi o milletin fertlerinin fikrini ve hissi sahada terbiye görmemelerini bağlıdır. Bu terbiyede okumakla olur. Düşüncesi ve iç aydınlığı gelişmemiş milletler yürütemez.

Okumayan toplumlarda hoşgörü olmaz gelişme ve değişmelere açık toplumlar okuyan toplumlardır. Ve her kitap bir fikre açılan kapıdır.

Lüzumsuz -şeylerin peşinden koşmaktan pek çok lüzumlu şeyi de kaybediyoruz. Bunların başında sağlık, gençlik, ilim ve üretmelik gelir.

Genç nesil okumak zahmetine katlanmak istemiyor. Daha çok zevkimizin peşinde koşmayı yeğliyoruz.

Oysa genç dediğin zevkinin kölesi değil; efendisi olmalıdır. Bir Türk sözünde vurgulandığı gibi Can sıkıntısı dünyaya tembellikle birlikte gelmiştir.

İnsanın en büyük düşmanı kendisidir. Okumamak da kişinin kendine ve çevresine vereceği en büyük cezadır.

Okumayan insan saplantılarının esiri olur. Okumamanın da en büyük sebebi saplantılarıdır.

Zevke, rahata düşkün olmak hastalığımız emek ve zahmet gerektiren okuma alışkanlığımıza engel olmaktadır. Oysa okumak, aramak; aramakta bulmaktır.

AKLINIZ VE GÖNLÜNÜZLE YOLUNUZ AÇIK; ALNINIZ AK OLSUN.  






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
  Bugün 14 ziyaretçi (24 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=